Dünyanın en yoğun havalimanları arasında yer alan İstanbul Havalimanı, artan yolcu ve uçuş trafiğine paralel olarak su kaynaklarını verimli kullanmak ve geri kazanmak için çalışmalar yürütüyor. Havalimanı, 2027 yılının ikinci yarısında devreye alınması planlanan ters ozmoz (Reverse Osmosis) tesisiyle mevcut geri kazanım kapasitesini artırmayı ve şebeke suyuna olan bağımlılığını tamamen ortadan kaldırmayı hedefliyor.
Havalimanı, 240 MW toplam kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali ile tüm elektrik ihtiyacını güneş enerjisinden karşılayan dünyanın ilk mega havalimanı olarak biliniyor. İstanbul Havalimanı, su için de aynı hedefe ulaşmayı amaçlıyor.
Atık su arıtma tesisi ve geri kazanım
İstanbul Havalimanı işletmecisi İGA tarafından 7 Nisan 2019'da kurulan ileri biyolojik arıtma tesisi, yaklaşık 90 bin ila 100 bin nüfuslu bir yerleşim yerinin atık su arıtma ihtiyacını karşılayabilecek büyüklükte tasarlandı. Tesiste arıtma sonucunda oluşan çamur; yoğunlaştırma, susuzlaştırma ve güneş enerjisiyle kurutma işlemlerinden geçiriliyor.
Geçen yıl 84,4 milyon yolcuya hizmet veren havalimanında yaklaşık 1 milyon 67 bin metreküp geri kazanılmış su kullanıldı. Böylece havalimanındaki toplam su tüketiminin yüzde 42'si geri kazanılmış kaynaklardan karşılandı. Bu miktar, yaklaşık 5 bin hanenin yıllık su tüketimine denk geliyor. İGA, bu yıl da geri kazanım oranını yüzde 42'nin altına düşürmemeyi hedefliyor.
İGA Çevre ve Su Yönetim Müdürü Hayri Saner Toksöz, atık su arıtma tesisinin 15 bin metreküp kapasiteye sahip olduğunu belirtti. Tesiste geri kazanılan suyun ihtiyaç doğrultusunda bahçe sulama sistemleri ile soğutma kulelerinde kullanıldığı ifade edildi.
Toksöz, tesiste suyun yeniden kullanılabilir hale getirilmesi sürecini şöyle anlattı: “Şebekede toplanan bütün atık sular atık su arıtma tesisimize geliyor. Öncelikle ızgaralardan geçiyor. Kum ve yağ tutucularda ayrılıyor. Sonra havalandırma havuzumuzdan geçiyor ve çöktürme havuzumuza geliyor. Sonrasındaki süreçte de klorlama havuzumuzdan, kum ve aktif karbon filtrelerinden geçerek ileri arıtma ünitelerimize geliyor. Bu noktadan sonra da ultrafiltrasyon ve reverse osmosis (ters ozmoz) sistemlerinden geçerek tüm süreci tamamlıyor.” Toksöz, elde edilen suyun kullanma suyu standartlarının ötesinde, saf suya yakın bir kaliteye ulaştığını söyledi.
Tüketimde düşüş ve teknolojik uygulamalar
Havalimanında su tüketimini azaltmaya yönelik teknolojik uygulamalar da hayata geçiriliyor. Dijital izleme sistemleriyle su tüketimi takip ediliyor. Yolcu başına yıllık su tüketimi ortalaması 2024'te 22,6 litreden 2025'te 20,4 litreye düşürüldü.
İGA Teknik İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Murat Kerrar, su yönetimini baştan itibaren kullan-at anlayışıyla değil, mümkün olduğunca sistem içinde yeniden kazanılacak ve tekrar kullanılacak şekilde planladıklarını söyledi. Kerrar, havalimanında fotoselli bataryalar, düşük su tüketimli rezervuarlar ve verimli ekipmanların kullanıldığını, bu ekipmanların bakım ve verimlilik kontrollerinin düzenli yapıldığını belirtti.
Kerrar, terminalden teknik tesislere, temizlikten peyzaj alanlarına kadar farklı noktalarda farklı kalitede suya ihtiyaç duyulduğunu ifade ederek, “Buna göre suyun tüketilmesinden arıtılmasına, yeniden kullanılmasına kadar bütüncül bir planlama yaptık. Su yönetiminde üç temel yaklaşımımız var. Birincisi su tüketimini azaltmak, verimliliği artırmak ve doğru yerde ihtiyaca uygun su kullanmak. İkincisi şebeke suyuna bağımlılığı mümkün olduğunca azaltmak. Üçüncüsü de atık suyu en yüksek oranda geri kazanmak ve tekrar kullanmak.” dedi.
Kalite kontrolü ve uluslararası değerlendirme
Kerrar, su yönetiminin yalnızca geri kazanım sürecinden ibaret olmadığını vurguladı. Havalimanı işletmecisi olarak suyun dağıtılması, kalite kontrolü, atık suyun toplanması, arıtılması ve yeniden kullanıma hazırlanması gibi birçok süreci birlikte yönettiklerini söyledi. İGA bünyesindeki laboratuvar aracılığıyla havalimanındaki su kalitesinin takip edildiğini belirten Kerrar, “Su şartlandırma kontrol laboratuvarımız aracılığıyla kullanma suyu ile iklimlendirme sistemlerinde kullanılan suların kalite kontrollerini gerçekleştiriyoruz.” dedi.
Kerrar, su yönetimindeki performanslarını uluslararası standartlarla da ölçtüklerini belirterek, İstanbul Havalimanı'nın 1 Temmuz 2026'da “Mavi Su Verimliliği Belgesi” almaya hak kazanan ilk havalimanı olduğunu ve CDP Su Güvenliği Programı'nın 2025 yılı değerlendirmesinde A skoru aldığını kaydetti. Kerrar, bu belge ve skorları yalnızca birer sonuç olarak görmediklerini belirterek, “Bunları veri odaklı izleme, risk yönetimi, su verimliliği ve sistemi nasıl daha iyi hale getireceğimiz açısından önemsiyoruz. Bu çıktıları hayatımıza nasıl yansıtacağımızı özenle takip ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
2027 hedefi
Kerrar, İGA'nın su yönetiminde 2027 yılı için daha ileri bir hedef belirlediğini açıkladı. Kerrar, “İnşallah 2027 yıl sonuna kadar İGA'da kullandığımız suyu denizden arıtarak sistemde kullanmayı planlıyoruz. Bu sayede şebeke suyuna bağımlılığımızı ortadan kaldırmayı hedefliyoruz.” dedi.
Toksöz ise su stresinin günümüzde önemli risklerden biri olduğuna dikkat çekti. Toksöz, İstanbul Havalimanı'nın sürdürülebilirlik stratejisinde suyun önemli başlıklardan biri olduğunu vurgulayarak, geri kazanımın hem havalimanının su riskini azalttığını hem de İstanbul'un temiz su kaynakları üzerindeki etkisini düşürdüğünü söyledi. Toksöz, havalimanındaki su ihtiyacının tamamını deniz suyundan karşılayabilecek bir tesis planlandığını ve bu konuda çalışmalara başlandığını kaydetti.